| English | Türkçe
> kurumsal > Kırımızı Düşünce Döngüsü

Kurumsal

Kırımızı Düşünce Döngüsü
09/01/2018

Geçtiğimiz hafta Beyaz Düşünce Döngüsünden bahsetmiştik.

Olay: Her düşüncenin ilk başlangıcı, bir olaydır. Olaylarla karşılaşınca, yorum süreci başlar.

Yorum: Yorum sürecinin temeli geçmiş yani tecrübe (tarihi bilinç), coğrafi konum, yaşanılan sosyolojik ortam ve benlikle tamamlanır. Veri kaynakları yorumlama safhasını oluşturunca, olaylar da anlamlandırılmış olur.

Anlam: Anlamlandırdığımız şey artık bir olgu olarak karşımızdadır. İşte tam da burası ayrım noktasıdır. Ya Beyaz Düşünce Döngüsüne ya da Kırmızı Düşünce Döngüsüne gidilecektir. Yorum kısmında bahsettiğimiz dört ana veri kaynağı, bizim olayı anlamlandırmamızda belirleyicidir.

Kırmızı Düşünce Döngüsünün ilk adımı olayları kendimiz için tehdit olarak algılamış olmamızdır. Eğer olaylar tehdit olarak algılanırsa, savunma mekanizmaları çalıştırılmaya başlanacaktır. Dışarıdan ya da içeriden gelen her şey tehdit olarak algılanınca, savunma mekanizmaları, çözüm algısını ortadan kaldıracaktır.

Tehdit: Olaylarda tehdit algısı oluşturulunca, savunma mekanizması iki ana konuyu tetikler. Bunlardan birisi tehdide karşı savaş, diğeri ise olaylardan kaçıştır.

ÇOSKK Açısından: Örnek kişiyi bu sefer ÇOSKK’ tan vermeyeceğim. Çünkü ÇOSKK gönüllülük üzerine kurulup, Kırmızı Düşünce Döngüsüne girmemek üzere birbirine kenetlenmiş, geniş bir ailedir. A kişisi diye örneklendirmeye çalışacağım.

Tehdit: Birçok sebebi olabilir. Tarih bilinci, coğrafi konum, sosyal ortamında ya da benliğinde çocukluk yıllarında sorun yaşamış olabilir. Oyun esnasında başarısız hücum ya da savunmalarda bulunmuş olabilir. Hazmedemediği bir yenilgi tatmış olabilir. Yetişme tarzı olarak kendi değerlerine karşı tepkili olabilir. Bu tür kötü referans, kişiyi çocukluğuna taşır. A kişisi karşılaştığı ÇOSKK projesini tehdit olarak algılayabilir. Ya da ÇOSKK’ un ortaya koyduğu nesil projesini neden kendisinin ortaya koymadığını düşünebilir. Devasa projeyi özgüven eksikliğinden dolayı başaramayacağı içgüdüsünden hareketle, icra edenlere karşı kıskançlık beslediğinden, ÇOSKK’ un varlığını kendisinin ortam ve çıkarları açısından tehdit olarak algılayabilir.

Savaş: Savaşın kendi içinde birçok teknikleri vardır. Savaşı iki alt başlıkta ele alacak olursak:

a.       Saldırı: O güne kadarki tecrübesi (tarihi bilinci) ile olayı alt edeceği algısı varsa saldırı formatına geçecektir. Saldırıda olayların tamamını ortadan kaldırma algısı yatar. Geride hiçbir şey bırakmaksızın saldırmak, canavarlaşmak anlamına da gelir. Canavarlaşma aklın iptalidir.

ÇOSKK Açısından Saldırı: ÇOSKK’ un çalışmalarını tehdit olarak algılayınca savaşı tercih eden A kişisi, “Zamanımızdaki çocuklar, çelikçomakla mı oynayacak? Çocuklar bilgisayarları, oyun konsüllerini bırakıp da sokağa mı çıkacaklar? O kadar eğlenceli şeyler nette varken bu oyunları oynamazlar. Bu geçmişteydi.” şeklinde ifadelerle tamamen gereksiz, anlamsız bir çalışma olduğu düşüncesini yaymaya çalışırlar. Yönetici ya da yetkiliyse kurumunda ya da bulunduğu çevrede ÇOSKK’ un çalışmalarına müsaade etmez. Burada ÇOSKK’ a karşı, çocukların kendilerini beden kültürleriyle geliştirebileceği algısını ortadan kaldırmaya yönelik yapılan saldırıdır.

b.      Direnmek: Eğer tecrübesi, olayın üstesinden gelemeyeceği verisini oluşturmuşsa, direnç başlayacaktır. Kişi, olayları kendi üzerine almadan ya savuşturmayı ya da kayıp vermemeyi hedefleyecektir. İç ve dış taleplere karşı kapalı olacaktır. Benlik en üst düzeyde kendini gösterecek, iç ve dış talepler küçümsenecektir. Her söylenilene, her ifadeye itiraz edilecek, karşıdan gelen olaylara karşı siperler açılarak, savunma hatları oluşturulacaktır.

ÇOSKK Açısından Direnmek: Saldırıda ÇOSKK’ u ortadan kaldıramayacağına inanırsa artık direnme sürecine geçilmiştir. Bulunduğu yerde ÇOSKK’la ilgili hiçbir şey yapılmamasına, aleyhinde propagandaların yürütülmesine özen gösterir. Algı yanıltmasını tercih eder. ÇOSKK Projesini küçümser. Aslında kendi yaptıkları çalışmalar olduğunu ifade ederek, orada hizmet edenlerin emeklerinin değersiz olduğunu vurgulayarak olaydan kopmaları konusundaki ısrarında direnir.

Kaç      : Olayları tehdit olarak algılayınca diğer bir seçenekte kaçmaktır. Olayları yok sayma, görmezlikten gelme, alakasının olmadığına inandırma sürecidir. Kırmızı Düşünce Döngüsünde Kaç’ı da iki alt başlıkta inceleyelim.

a.       İnkâr: Olayı tamamen yok saymaktır. Varlığını kabul etmemektir. Gündemine almamaya çalışmaktır. Olay, gerçeğin üstünü örtmektir. Gizlemektir. Sürekli kendine karşı olayı gizlemek ve örtmek şeklinde kendini gösterir.

ÇOSKK Açısından İnkâr: Çocuk oyunlarının kültürel değerinin olmadığını düşünür. Bu düşüncesini etrafındakilere yaymaya çalışır. ÇOSKK’ un ortaya koyduğu, dünyanın en zengin beden kültürü algısının doğru olmadığını savunur. “Göçebe milletin kültürel değerlerinin olamayacağını ifade eder. Bedevi toplumlarda kültür olmaz. Hele değer ifade edecek, referans olarak alınacak şeyler olmadığını düşünür. Bazı grup ve kişilerin yaptığı gibi, çocuk oyunlarımızı antik çağdaki Anadolu halklarına taşımaya çalışır. Bu milletin ve kendi değerlerinin inkârı demektir. Tüketen, taklitçi ve tasdikçi zihniyetin ürünüdür. ÇOSKK’ un yaptığı çalışmaları örtmeye, gizlemeye çalışır.

b.      Kaçınmak: Olayın hep etrafında dolaşmak, ana konuya hiç girmemek, olayı hep kaygı boyutunda tutmaktır.

ÇOSKK Açısından Kaçınmak: ÇOSKK’ un ortaya koyduğu fikri, sürekli gündemden düşürmek, bulunduğu ortamda fikrin açık edilmesine tahammül edememe halidir. Çalışmalara davet edildiğinde “Hele siz bir yapın, eğer başarılı olursa ben de katılırım.” diyen bencil, karşısındaki kişinin emeğini ve seçimini hiçe sayan bir yaklaşımdır. Başarısız olunacağı kaygısıyla yaşar.

Ruh Hali:

Bitkin: Tehdit algısından sonra, savaşmak ve kaçınmak eylemleri ruhumuzu etkiler. Öyle etkiler ki kaygı, kaçınmak, inkâr, saldırı gibi süreçler ruhumuzu yorar. Bitkin bir şekilde olaylara güç yetiremez, çaresiz kalırız. Çok küçük, basit olayları, çok büyük tehditler haline getirerek enerjimizi tüketiriz. Kısır bir döngünün içinde sürekli ruhumuza baskı yapar, gereksiz yere oyalar ve kaygı oluştururuz.

ÇOSKK Açısından Bitkin Ruh Hali: İnkâr, kaçınmak, kaygı, saldırgan davranışı yapan ya da maruz kalan kişi, Kırmızı Düşünce Döngüsünde ruhen bitkindir. Beyaz Düşünce Döngüsü içinde olduğu konularda oldukça canlı ve zinde görünen kişi, ÇOSKK konusu açıldığında bitkin ve yorgun hisseder. Kaygıları depreşir. Kısır döngü içinde anlamsız ve odaksız bakakalır.

Davranışlar:

Kırmızı Düşünce Döngüsünde davranışlar; geri çekilme ya da agresiflik (saldırgan) şeklinde görülür. Olaylara karşı davranışlarımız sürekli saldırgan ya da konulardan kaçma, geri çekilme olarak ortama yansır. Olaylar karşısında saldırganlık ne kadar ilkel ve bayağı halse, geri çekilme de en az o kadar bozuk davranıştır. Davranışları iki alt başlıkta inceleyelim.

a.       Geri Çekilme: Olaydan geri çekiliriz. Artık kendimizi yetersiz görürüz. Öz güvenimiz bitmiştir. Olaya bakış açımız olumsuzlaşmış, asla üstesinden gelemeyeceğimiz bir şeye dönüşmüştür. Gerek fizyolojik, gerekse psikolojik olarak tepkimiz bitmiştir.

ÇOSKK Açısından Geri Çekilme: ÇOSKK projesinden geri çekilir, ÇOSKK çalışmalarında kendimizi yetersiz görürüz. Özgüvenimiz azalır. Asla çalışmaların üstesinden gelemeyeceği fikrine inanmaya başlarız. Günlerce emek verdiğimiz, hizmet ettiğimiz çalışmayı bırakırız. Ancak çalışma kendi seyrinde devam eder. Karşıdan bakan haline dönüşürüz.

b.      Agresif (Saldırganlık): Geri çekilmenin aksine atak davranmak, anlamsız saldırıda bulunmak, her şeye karşı saldırgan davranmak şeklinde karşımıza çıkar. Akıl iptal olmuştur. İçgüdüsel tepkimeler başlamıştır.

ÇOSKK Açısından Saldırganlık: ÇOSKK’ un çalışmalarını eleştirmeye başlarız. Hep olumsuz yönlerini görmeye çalışırız. Hep ÇOSKK’ un diğer unsurlarının kendisine katkıda bulunmadığı fikrini, kendimize siper alarak saldırmaya başlarız. Olaya ya da sürece katkımızı düşünmeyiz. Savunucusu olduğumuz, hizmet ettiğimiz şeylerin işimize yaramadığı fikriyle hareket ederiz. Artık kurduğumuz yapıyı da yıkmak için planlar yapmaya başlarız.

Duygular:

Kırmızı Düşünce Döngüsü çemberinin son durağında duygular, mutsuzdur. Oysa insanlar hep mutlu olmak, başarmak, şahsına ve toplumuna, yaşadığı ortama faydalı, yararlı olmak ister. Kırmızı Düşünce Döngüsü kişiyi mutsuz etmiştir. Kırmızı Düşünce Döngüsünün duyguları:

a.       Öfke: İnsandaki öfke tavan yapmıştır. Tüm enerjisiyle olayı rakip edinmiştir. Artık kişi olayda engellendiği, incindiği, tehditte olduğunu varsaymaktadır. Olaya kızgın, hışım içerisinde, hiddetli ve gazap duygularını oluşturmaktadır. Kişiye tamamen içgüdüler hâkimdir. Kontrol elden gitmiştir.

ÇOSKK Açısından Öfke: Tavan yapan öfke yüzünden kişi, el ele kol kola hareket ettiği aileye karşı öfke doludur. Artık tek rakipleri dünkü ekibidir. Dünkü ekibin onu incitmiş, engellemiş olduğuna inanmaktadır. Ekibe karşı kızgın, hışım içinde, ekibe karşı hiddetli ve gücü oranında gazapkardır. Artık hiçbir şeyin bu süreçte değeri kalmamıştır. ÇOSKK algısına karşı kontrolsüzdür.

b.      Korku: Korkunun eş anlamlısı kaygıdır. Artık süreçten kaygı duyulmaktadır. Kendini güvende hissetmemektedir. Tüm fizyolojik çalışması allak bullak olmuştur. Kontrol elden gitmiştir. Soğukkanlılığını yitirmiştir. Bilinçli tepkimesini kaybetmiştir.

ÇOSKK Açısından Korku: ÇOSKK’ ta elde ettiği sosyal çevreyi kaybetmiştir. Büyük ailenin üyeliği artık yoktur. Yalnızlaşmıştır. Bu duygular kişiyi yalnızlaştırır. Özgüvenin kaybolmasıyla kaygı düzeyi yükselir. Elde ettiklerini kaybettiğinden dolayı korkmaktadır.

c.       Suçluluk: Sorumluluğunu yerine getirememe, yetersizliğini hissetme, dört ana veri kaynağına göre olumsuz davranışta olduğunu düşünme sonuçlarını oluşturur. Suçluluk normalleşir, yaşam tarzına dönüşür.

d.      Üzüntü: Olaylara karşı ortaya koyduğu Kırmızı Düşünce Döngüsü onun gerçekte istemediği bir süreçtir. Bu süreç dört veri kaynağındaki olumlu verilerle çatışmaktadır. Bu ruhta tedirginlik oluşturmuştur. İç çatışma başlamıştır. Fizyolojik olarak davranışların anlamsızlaşması sürecidir. Kısır döngü kendini tekrarlama olarak sürmektedir.

ÇOSKK Açısından Üzüntü: ÇOSKK olayına karşı aslında istemediği bir yerdedir. Çocukluğunda aldığı haz, geçirdiği güzel vakit, mutlu yıllardan sonra, şimdiki süreçte yanlış yerde olduğunu görmek, üzüntüyü de beraberinde getirir.  

Beyaz Düşünce Döngüsünde anlattığımız gibi Kırmızı Düşünce Döngüsünden de karşılıklı olarak çıkmak mümkündür. Kırmızı döngünün, “Saldır, İnkâr Et, Diren ya da Kaçın” kısmından “Kabullenmeye, Anlamaya ya da Kavramaya” geçiş yapılabilir. Süreç döngü enerjisinden de faydalanılarak başarısız giden bir olay, başarılı hale getirilebilir. Şüphesiz ki düşüncelerde metodik bir yapı oluşturmak eğitim ve öğretimin en temel hedefidir. İnsanlık, yıllar boyu oluşan tecrübesini, metodik düşünerek, olayları daha kısa ve daha az hatayla çözmeye, yoluna emin adımlarla gitmeye gayret göstermektedir.

Kırmızı Düşünce Döngüsünden çıkmak, sevgi ortamında, güvenilir dostlardan, arkadaşlardan, ailenin bilge üyelerinden ya da profesyonellerden katkı alarak da mümkün olabilir. 

Toplumların dili, örf, adet, anane, gelenek ve görenekleri, yani toplamda kültürleri, toplumsal düşünce, yaşama, sorunları çözme, yaşam şekli önerme metodiğini oluşturur. Her toplum kendi düşünce metodiğini anlamalı, ilham almalı, bu günde ete kemiğe büründürerek yaşamalıdır. Geleceğe de önerilerde bulunmalıdır. İşte ÇOSKK’un da yapmaya çalıştığı şey budur. Kültürümüzün düşünce metodolojisini keşfetmek, anlamak, ilham almak, bu güne ete kemiğe büründürüp uygulamak, geleceğe de önerilerde bulunmak yaptığımız işlerin toplamıdır. 

Kırmızı Düşünce Döngüsü insanı başarısız ve mutsuz eder.

Tüm ÇOSKK ailesinin Beyaz Düşünce Döngüsünde kalmasını, Kırmızı Düşünce Döngüsüne girenlerimizin de en kısa sürede çıkmasını umuyorum.

Bir sonraki incelenecek konumuz düşüncelerin seyir sürecini irdelemek olacak. Çizgisel Düşünce Seyriyle, Döngüsel Düşünce Seyrini inceleyeceğiz.

 

Oktay YELLİKAYA


Bu içeriği paylaş: